GANİTA'DA VAR BİR MARTI (Milliyet Sanat - Şubat 2002)

Hayatını yalnızca kalemiyle kazanmak istisna değil, kural haline gelmedikçe, kültür ve sanat hayatımızın gelişim göstereceğine inanmıyorum.Kalemine inanan, kalemine sevdalı, kalemiyle yaşayan insanlara ihtiyacımız var.Ben şimdi o kalemin yanına bir de fırça katıyorum, o fırçayı renk renk boyalara batırıyorum ve bir portre çiziyorum. Yok bir portre değil bu; hayata öykünmüyor. Tersine, karşı duruyor hayatın akışına; o akışı tersine çevirmeye çalışıyor; bir muzip, bir aykırı, bir kalıplara sığmayan insan tarifi çıkıyor ortaya. "Muammer Kotbaş" koyuyorum adını...

 

Muammer Kotbaş Vakfıkebir doğumlu. Karikatür serüvenine, öğretmenlerinin katı ve anlayışsız tutumu yüzünden başladığını söylüyor. Bu serüven ona, bitirmediği iki üniversite ve reddettiği her türlü maaşlı işe mal olmuş. Yalnızca karikatür çizmeyi seçmiş, gemileri yakıp yola çıkmış. 20 küsur ödülü, bir o kadar katılım ve teşekkür belgesi, plaketi var. 1981'den başlayarak 60 değişik yerde karikatürleri yayımlandı. Tiyatro afişleri, broşürler, kitap kapakları çizdi. 12 yıldır karikatürcüler Derneği üyesi. İki kez cebinde beş para olmadan otostopla Türkiye turuna çıktı; hem de koltuğunun altında çizim dosyası, uğradığı kentlerde açık hava sergileri açıp, festivallere gönüllü - davetsiz katılarak. Evlendi, boşandı; parklarda, banklarda, otogarlarda gönüllü uyudu; İstanbul'a gidip şansını denerken, babasının ölümü üzerine doğduğu yere geri döndü. Bugün 43 yaşında ve Trabzon'da yaşıyor.

 

Çevrendeki kımıl kımıl hayat seni dürtükleyip durmuyorsa, "karikatürcü" sıfatı taşıyan insanlar bunu bir "ek iş" olarak yapıyorsa, üstelik kimse seni desteklemiyorsa, "Ben sadece çizeceğim!" demek zordur ey insanoğlu! İşte, Muammer Kotbaş bu zorluğu yaşıyor yıllardır. dış dünyadan yeterince beslenemeyince, çareyi kendi iç dünyasında aramış. Bir gün yolunuz Trabzon'a düşerse, tarihi Ganita Çay Bahçesi'nde kalabalığın arasında, önündeki kağıda bir şeyler çiziktirirken bulabilirsiniz onu. Burası aynı zamanda, o ve iki arkadaşının, dünyanın ilk "masa üstü karikatür sergisi"ni düzenledikleri mekan. Çizdikleri karikatürleri fotokopiyle çoğaltıp, küçük kutuların içine koymuşlar. Masalara yerleştirdikleri kutuların üzerine, "Sergi Bu Kutunun İçindedir" diye yazmışlar. Böylece gelenlere çay yanında karikatür ikram etmişler.

 

Ganita'nın o günkü hali geride kaldı. Yalnız çay içmeye hizmet eden, beyaz örtülü masalarda şimdi yeşil çuha, tavla ve okey takımları var. Çizerimiz yine de gidiyor buraya; düşünmek ve gözlemek için. "Çöl Gezegeni"nde susuz kalıp vücudundaki nemi tekrar tekrar içine çeken bir insan misali, m,izah duygusunu hep yeniden beslemek zorunda...

 

Mecburi iniş yapan bir uçak gibi, koşarak gidiyor Ganita'ya. Bir martı değiyor suya, herkesten habersiz. "Kaç balık söylemiştir özgürlük türküsünü, iki cam arası voltalar akvaryumunda..." diye düşünüyor. Ve diyor ki: "Ben şehre bir şeyler veriyorsam, şehir de bana vermeli. Vermiyorsa ve ben o şehri aşmışsam kimsenin, 'terk etti, kaçtı, beğenmiyor...' demeye hakkı yok. Elbise eskimiş ya da dar gelmeye başlamışsa değiştirmek gerek!"

 

Bir daha dönmemek üzere Trabzon'dan ayrılıp İstanbul'a gittiyse de, iki buçuk ay sonra babasının vefatı ve annesinin yalnız kalması nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı Muammer Kotbaş. "Sıcaklığı" hala yanında; soğutmamaya çalışıyor. Bu sıcaklıkla yıllar içinde oluşturduğu Trabzon illüstrasyonları, geçtiğimiz günlerde İl Turizm Müdürlüğü'nce basıldı. Kitap, "Trabzon'dan Trabzon'a" başlığını taşıyor. Trabzon ile ilgili ne ararsanız, karikatür tadında yer alıyor burada: tarihi Rum evleri toprağa kök salmış. Denizlerin kralı hamsi, başında altın tacıyla poz veriyor. Karadeniz'in balıkçısı, geçmişten bugüne kürek çekiyor. Vakfıkebir'in ekmeği, kırk ekmeğe bedel. Güneşin Akçaabat üzerinden batışı, her ressamı kıskandırır. sanatçının, vefasız kentiyle sondan bir önceki dansı bu çizimler; kenti tanımak için yararlı, bir insanı tanımak için yetersiz. Çizgiler dile gelip söyleyemez ki, uykusuz ve kadınsız gecelerin, uyanık bir kafanın, sigara dumanıyla sarartılmış perdelerin yer aldığı bir odada doğduklarını...

 

Y. YAVUZ